DOLAR

40,2601$% 0.13

EURO

46,7458% 0.13

STERLİN

53,9601£% 0.23

GRAM ALTIN

4.316,24%0,46

ONS

3.337,10%0,40

BİST100

10.198,76%-0,26

Trabzon HAFİF YAĞMUR 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Fikir ve Bilgi Çerçevesinde Hayat-Kemal ÖZDEMİR

Her şeyi biliyor gibi görünüyoruz ama çoğu zaman hiçbir şeyi derinlemesine düşünmeye zaman ayırmıyoruz.

ad826x90

Hayat, insanın başına gelenlerin toplamı değildir.

Asıl hayat, başımıza gelenler karşısında ne düşündüğümüz, ne hissettiğimiz ve nasıl bir insan olarak yolumuza devam ettiğimizdir.

Çünkü aynı dünyada yaşayan iki insan, aynı olayın içinden bambaşka anlamlarla çıkabilir. Biri yaşadığından öfke üretir, diğeri tecrübe… Biri gördüğü haksızlığa sırtını döner, diğeri itiraz eder. Biri kalabalığın arkasına saklanır, diğeri yalnız kalmak pahasına kendi vicdanının sesini dinler.

Belki de insan olmanın en ağır tarafı budur:

Kendi düşüncemizin sorumluluğunu taşımak.

Bugün bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.

Bir telefon ekranı, dünyanın bütün bilgilerini birkaç saniye içinde önümüze getirebiliyor. Fakat garip bir çağın içindeyiz. Bilgi çoğalıyor, fakat bilgelik aynı hızla çoğalmıyor.

Her şeyi biliyor gibi görünüyoruz ama çoğu zaman hiçbir şeyi derinlemesine düşünmeye zaman ayırmıyoruz.

Bir başlık okuyor, hüküm veriyoruz.

Bir görüntü görüyor, karar veriyoruz.

Birinin söylediğini duyuyor, doğru kabul ediyoruz.

Sonra da buna “fikir” diyoruz.

Oysa fikir, başkasının cümlesini tekrar etmek değildir.

Fikir; insanın kendi zihninden, vicdanından ve hayat tecrübesinden süzerek oluşturduğu kanaattir.

Bu nedenle düşünmek cesaret ister.

Çünkü gerçekten düşünmeye başladığınızda, dün doğru sandığınız bazı şeylerin bugün yanlış olabileceğini kabul etmek zorunda kalırsınız.

Ve insanın kendisiyle yüzleşmesinden daha zor bir mücadele yoktur.

Hayatın bize öğrettiği en büyük derslerden biri de şudur:

Her haklı olan güçlü değildir.

Her güçlü olan da haklı değildir.

Bazen hakikat, kalabalığın arasında değil; yalnız bırakılmış bir insanın sessiz cümlesinde saklıdır.

Bazen herkes aynı şeyi söyler ve bir tek insan “Ya yanılıyorsak?” diye sorar.

İşte o soru, düşüncenin başladığı yerdir.

Çünkü çoğunluğun söylediği her şey doğru olmadığı gibi, yalnız kalmak da insanı yanlış yapmaz.

Hakikat, alkışla ölçülmez.

Gerçek, kaç kişinin yanında durduğuna göre değişmez.

İnsan bazen bütün bir kalabalığa karşı tek başına kalabilir.

Fakat insanın yanında kendi vicdanı varsa, o yalnızlık yenilgi değildir.

Bazen insanın kendisine sadık kalması, bütün dünyaya karşı kazanılmış en büyük zaferdir.

Bir başka mesele daha var:

Biz hayatı çoğu zaman sahip olduklarımız üzerinden ölçüyoruz.

Evimiz, arabamız, makamımız, paramız, çevremiz, unvanımız…

Oysa insanın değeri sahip olduklarının çokluğunda değil, sahip olduklarının karşısında nasıl bir insan olduğunda gizlidir.

Makam insanı büyütmez.

Makam, insanın içindeki büyüklüğü veya küçüklüğü görünür hâle getirir.

Para karakter kazandırmaz.

Para, karakterin üzerindeki örtüyü kaldırır.

Güç de insanı değiştirmez.

Güç, insanın gerçekte kim olduğunu daha açık gösterir.

Bu nedenle bir insanı tanımak istiyorsanız, onun kendisinden güçsüz insanlara nasıl davrandığına bakın.

Çünkü gerçek karakter, insanın kendisinden bir şey bekleyemeyecek insanlara karşı davranışında ortaya çıkar.

Zaman ise bütün hesapları sessizce önümüze koyar.

Bugün peşinden koştuğumuz birçok şeyin yarın hiçbir anlamı kalmayabilir.

Bugün uğruna kırdığımız insanları, yarın bir daha göremeyebiliriz.

Bugün “çok önemli” dediğimiz tartışmaların bir kısmını birkaç yıl sonra hatırlamayabiliriz.

Ama söylediğimiz bir sözün bir insanın kalbinde açtığı yarayı, yaptığımız bir iyiliğin bir insanın hayatında oluşturduğu değişimi belki yıllar sonra bile unutmayız.

Çünkü insanın hafızası birçok şeyi siler.

Vicdan ise bazı şeyleri silmez.

Belki de hayatın gerçek muhasebesi, insanın ölmeden önce kendisine soracağı birkaç basit soruda saklıdır:

Kimi kırdım?

Kimin yanında durdum?

Hangi haksızlık karşısında sustum?

Hangi iyiliği karşılık beklemeden yaptım?

Ve en önemlisi:

Bana verilen hayatı gerçekten yaşamaya değer bir hâle getirebildim mi?

İşte bu köşede biraz da bu soruların peşinden gideceğiz.

Gündemin yalnızca görünen yüzüne değil, görünmeyen tarafına bakacağız.

Bazen toplumu, bazen siyaseti, bazen ekonomiyi, bazen eğitimi, bazen kültürü konuşacağız.

Ama bütün yolların sonunda yine insana döneceğiz.

Çünkü şehirleri insanlar kurar.

Kurumları insanlar yönetir.

Adaleti insanlar tesis eder.

Haksızlığı da insanlar yapar.

İyiliği de…

Kötülüğü de…

Dolayısıyla değişmesi gereken dünyadan önce, insanın kendi içindeki dünyaya bakması gerekir.

Belki de çağımızın en büyük problemi budur:

Herkes dünyayı değiştirmek istiyor; fakat çok az insan kendisini değiştirmeyi düşünüyor.

Oysa büyük değişimler, çoğu zaman küçük bir fark edişle başlar.

Bir insanın “Yanılmışım.” diyebilmesiyle…

Bir yöneticinin “Bilmiyorum.” diyebilmesiyle…

Bir toplumun “Burada bir yanlış var.” diyebilmesiyle…

Bir insanın, kendisinden olmayanın hakkını da kendi hakkı kadar önemsemesiyle…

İşte medeniyet biraz da budur.

Bu köşede her zaman aynı fikirde olmayabiliriz.

Zaten mesele de aynı fikirde olmak değil.

Mesele, farklı düşündüğümüz hâlde birbirimizi insan olarak görebilmektir.

Eleştirirken incitmemek…

Savunurken körleşmemek…

Överken ölçüyü kaybetmemek…

Yanlış gördüğümüzde susmamak…

Ve en önemlisi, kendi doğrularımızı da zaman zaman sorgulayabilmek…

Çünkü insanın düşüncesi değişebilir.

Fikri gelişebilir.

Kanaati olgunlaşabilir.

Fakat bütün bunların üzerinde değişmemesi gereken bir şey vardır:

Vicdan.

Bilgi bize yolu gösterir.

Akıl yolu sorgular.

Fikir bize yön verir.

Fakat vicdan, o yolda nasıl yürüyeceğimizi söyler.

Belki de hayat dediğimiz uzun yolculukta insanın asıl pusulası budur.

Bilgiyle düşünmek, akılla sorgulamak, vicdanla yaşamak.

Ben bu köşede tam da bunun peşinde olacağım.

Kesin cevaplar vermek için değil…

Doğru soruları birlikte sorabilmek için.

Çünkü bazen bir sorunun kendisi, uzun uzun anlatılmış bir cevaptan daha değerlidir.

Ve belki hayatın en büyük bilgeliği şudur:

İnsan, dünyayı değiştirmeye gücünün yetmediğini düşündüğü anda bile, kendi davranışının dünyayı değiştirebileceğini unutmamalıdır.

Geride ne bıraktığımızı zaman gösterecek.

Fakat nasıl bir iz bırakacağımıza bugün karar verebiliriz.

Kemal Özdemir

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İyi ki Varsın Nedim Tiryaki Yazdı

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.